|
|
 |
« : 05 Haziran 2008, 22:32:25 » |
|
Dünyaca ünlü top modeller, starler çıplakken nasıl görünüyorlar sizce? Gerçekten mükemmellermi, yoksa herbiri birer makyaj harikası mı? İngiliz ELLE'nin Güzellik Direktörü Rosie Green bu büyülü dünyanın tüm gerçeklerini açıklıyor.
Bu benim hayatımın bir parçası. Çünkü her daim Gwyneth, Sarah Jessica Parker, Britney Spears gibi ünlülerle uyuyup onlarla uyanıyorum. En son saç modellerinden en yeni aşklarına kadar onlar hakkında herşeyi biliyor olmak bu yüzden benim hayatımın çok sıradan detayları. Çünkü benim işim onların resimlerindeki kusurları kapatmak. Eğer Gwyneth Paltrow?un çok düzgün kalçaları varsa ve tüm dünya onun güzellik ötesi olağanüstü bir yaratık olduğunu düşünüyorsa, o zaman doğrusu ben de hiç fena sayılmam. Yaptığım çok da normal bir iş değil. Çünkü bu sözkonusu ünlülerin yarısından fazlasını çıplak görmüş durumdayım. Dergi sayfalarında değil, gerçek hayatta ve üstelik tamamen çıplak. Evet Britney?nin göğüslerini yakından inceledim ve kesinlikle gerçek olduklarına ikna oldum. Heidi Klum?un gerçekten zayıf ve uzun boylu olduğunu gördüm. Üstelik o sıralar iki aylık hamileydi. Helena Christensen?in üzerine Chanel elbisenin bol geldiğine de, tüm o model kızların podyumda gerçekten kalem gibi olduklarına da şahidim. Son 6 senem Liz Hurley?den Liv Tyler?a bir çok ünlüyü kandırmakla, yani onları moda çekimlerindeki daracık kıyafetlere girebilmelerini sağlamakla geçti. Siz hiç yarı karanlık bir ortamda kendi bedeninizden iki beden küçük bir Alexander Mc. Queen korsenin içine sığmayı denediniz mi? Peki sizce bütün bunlar benim psikolojimi, kendi bedenimle ilgili kafamdaki imajı nasıl etkiledi? Dünyanın en ünlü mükemmel vücut figürleriyle bir arada çalışmak beni depresyona mı sokuyor, yoksa mükemmel olmakla ilgili tüm hayallerimi yok edip, bana aslında hepimizin sonuçta insan olduğunu, yani farkımızın olmadığını mı kanıtlıyor? Cevap: Her ikisi de! Mesleğimin ilk çarpılmasını 1997 senesinde Helena Christiensen?i gördüğümde yaşadım. Modellik kariyerinin ve şöhretin zirvesine çıktığı dönemdi. Stüdyoya girdim ve bamm! İşte mükemmel denen şey tam karşımdaydı. Mümkün olamayacak kadar ince bir vücut, nefes kesen göğüsler, uzun ve baygın bir beden, parlak bir ten? Peki sizce ben bu mükemmel vücutları gördüğümde kaçarak uzaklaşmak ve kendimi bir kutu çikolatayla evime mi kilitlemek istiyorum? Hayır. Çünkü bu vücutlar beni depresyona sokmuyor. Onları görmek sanat şaheseri bir tabloyu görmek ya da mükemmel tasarımlı bir haute couture kıyafete hayran olmak gibi birşey. Ayrıca hayatta gerçekten bu kadar mükemmel vücutların var olduğuna şahit olduğum için de mutluyum. Fakat yine de kocamın bunların varlığına şahit olamayışından daha çok mutluyum. Bu vücutları asla kendinizinkiyle kıyaslayamazsınız, çünkü onlar "Genetik Piyangosu"nun talihlileri. Bu şanstan da öte birşey. Yine de nefsimi ve komplekslerimi yok etmiş bir insan olduğumu söylersem yalan olur. Çünkü moda çekimi için bir stüdyoya girdiğim sırada ne zaman ki bir ünlüyle karşılaşsam 42 bedenlik cüssemle kendimi devanası gibi hissediyorum. Neden mi? Çünkü birçoğu Liliput ülkesinden gelmiş gibi miniminnacık da ondan! Mesela; Mena Suvari en küçükleri. Emin olabilirsiniz ki; Mothercare?e gidip onun için 8 yaş çocuk kıyafetleri seçsem onlar bile üstünden düşebilir. Kylie de minyon bir tip ve kesinlikle gerçek bir dişi vücuduna sahip, ama minyatür boyutlarda. Eğer ki üzerlerinde tasarım işi tuvaletler ve ayaklarında Jimmy Choo ayakkabılar olmasa herhangi bir partide bu yıldızları orada servis veren liseli garson kızlarla karıştırabilirsiniz. Tüm bu minyon ünlüler yer aldıkları sayfaları ya da ekranı ihtişamla doldurmayı başarıyorlar. Mesleğim sayesinde gerçekten ultra zayıf olabilmek için insanın kendisini buna adaması gerektiğini de öğrenmiş oldum. Lucy Liu kimi zaman çekime fasulye çorbasıyla gelir ve termostan içtiği o garip şey aslında onun sabah kahvaltısıdır. Jennifer Aniston bazen uzun uzun benim yediğim çikolatalı brownie?ye yutkunarak bakar ve kuralları ihlal edemeyeceğini söyleyerek tek lokma bile yiyemez. Julia Roberts bir keresinde son on senedir aç gezdiğini söylemişti. Defalarca pek çok aktristin önlerindeki bir tabak dolusu patates cipsinden sadece üç tane alıp, gerisini bıraktıklarını gördüm. Evet, top modellerin mükemmel incecik vücutları var, ama bir o kadar da soluk ve kuru yüzleri. Kimler mi? Kylie, Liz Hurley, Sarah Jessica Parker... Ama ufak bir pembe allık, mascara ve bronzlaştırıcı bir pudra darbesi herşeyi halledebiliyor. İşte Versace?nin seksi külotlarına girebilmenin bedelleri bunlar! Ünlülerle ilgili bir başka adatmaca söylemse şu sihirli kelimelerdir: "Yuvarlak ama biçimli!". Özellikle Catherine Zeta Jones ve Jennifer Lopez için kullanılır. Catherine Zeta Jones?la yaptığım ilk çekimdi, ki o zamanlar henüz asistandım. Onunla ilk karşılaşmamda karşımda gerçek bir Galli kızı bulacağımı umut ediyordum. O zamanlar da yine dev gibiydim. Beden ölçüm ve C ölçüdeki sütyenimlerimle kendimi fazla besili hissediyordum. Catherine Zeta Jones ise o çekimde 40-42 beden kıyafetlere ve B sütyene güç bela sığmıştı. Liz Hurley de podyumların ?yuvarlak? kadınlarından biri olarak bilinir. Okuduğunuz herşeye inanmayın, çünkü 15 yaşındaki bir çocuk bile onun pantolonlarının içine sığamaz. Plastik cerrahi de apayrı bir konu. Botox, kolojen, gerdirme? Bunlar resimlerde süper dururken, gerçek hayatta hilkat garibesi görüntüsü yaratıyor. Belki de şan ve şöhretin bedeli bu. Hatta önemli olan sabah gözlerini açtığında sevgilinin seni nasıl bulduğu değil, fotoğrafta nasıl göründüğün. İtiraf etmeliyim ki, ünlülerin vücutlarındaki kusurlar kendimi daha iyi hissetmemi sağlıyor. Örneğin Liz Hurley?nin çekimlerde bacaklarını göstermemek istemesi, Liv Tyler?ın çekim kıyafetlerine giremeyip çatlaklarını dert ediyor olması fena halde hoşuma gidiyor. Ve bütün bunlarla neredeyse her gün başetmek durumundalar. Pembe pırlantalar, haute couture kıyafetler her ne kadar baştan çıkarıcı olsa da; az kalorili bir hayat, sürekli fiziksel defolarla mücadele etme hali, sık sık bıçak altına yatma zorunluluğu benim asla yapamayacağım fedekarlıklar. Öte yandan hala kendimi onlarla karşılaştırıp kusurlarımın tekrar tekrar farkına varıyorum ve kendime daha ulaşılabilir hedefler belirliyorum. Örneğin 2002 Ocak sayısının çekiminde Liv Tyler?ın giydiği kıyafeti denedim ve fermuarının kapandığını gördüğümde sevinçten havalara uçtum. Şu sıralar jimnastik salonuna gidiyorum, sağlıklı besleniyorum. Her ne kadar bir Cameron Diaz olamasam da olabilecek en iyi şekilde görünmeyi amaçlıyorum. Zaten deneyimlerime dayanarak söylüyorum, inanın bana Cameron gibi olmamız imkansız. Gerçekten imkansız!
|