Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gönderen Konu: Evlilikte sevgi nasıl canlı tutulur?    (Okunma Sayısı 122 defa)
 
SECURITY ADMIN
*


Rep Gücü: 32
Rep Puanı: 1237




Ruh Halim:
Offline Offline
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7504
Üye No: 1146
Nerden:
Üye Bilgileri: Üyelik Bilgileri
Mail: E-Posta
METALLICA
 
« : 08 Mayıs 2008, 00:16:16 »

Evlilikte sevgi nasıl canlı tutulur? 
 
 
Eşler arasındaki sevgiyi canlı tutmak ve aşkı yaşatabilmek için emek ve çaba gerekir. Yıllarca bir yastığa baş koyan bir kadının kocası eve geleceği zaman heyecan duyması, kocanın da koşarak eve gelmesi için neler yapılabilir? 
 
 
 

"20 yıllık evliyiz" dedi kadın. "Ama hâlâ eşim geleceği saat kalbim çarpar. O da beni görmek için eve koşarak gelir." Belki kimilerine garip gelebilir. "Böyle bir şey olabilir mi? Günümüzde sevgi mi kaldı? Deliler gibi seviyorum diyen nice çiftler, üç- beş ay sonra mahkeme kapısını çalıyor" diyebilirsiniz. Peki bu çiftler sevgilerini nasıl korumuş ve canlı tutmayı başarmışlardı? Bunun sırrı neydi?

Evet, sevgi kâinatın mayası olduğu gibi evliliğin de özüdür. Eğer bir şeyin özüne bakarsanız dış kabuğunun iyi-kötü-çirkin güzel olması sizi fazla ilgilendirmez. Mesela cevizin kabuğuna değil, özüne talip olan ondan faydalanır.

Şayet erkek, sevgisini eşinin dış güzelliğinden ziyade iç güzelliğine, yani güzel ahlâkına, şefkatine, nezaketine bina eder ve en önemlisi onu kendisine arkadaşlık edecek latif bir hediye olarak görürse o zaman samimi sevgi ortaya çıkar. Eşi de ona ciddi ve samimi hürmet ve sevgiyle karşılık verir. Yıllar geçip ihtiyarlasalar bile sevgileri eskimez ve eksilmez, tam tersine taze ve canlı kalır.

Önemli bir zattan gelen hediyenin maddi değerinden çok manevi değerine kıymet verilir. Bu hediye, o zatın somut bir iltifatı olduğu için yıllar geçse de o sevgide bir azalma olmaz. Tam tersine antika bir hediye olarak kıymeti daha da artar. İşte bir padişahtan gelen elmanın içinde kendi lezzetinden çok padişahtan gelmesinin zevkinin olması bunun içindir.

Eşler de birbirlerini şu karmakarışık dünya çölünde hayat fırtınaları arasında dayanacakları, koruyup kollayacakları, yalnızlıklarını, elem, keder, sıkıntı ve mutluluklarını paylaşacak bir hediye olarak sevmelidir. Kırılacak bir vazo, kuruyacak bir çiçek değil, daima canlı, ruhlu, hisli, heyecanlı, zevkli, latif ve eşsiz birer hediye olarak görmelidirler. Ya da kendilerine verilen bir emanet gözüyle bakmalıdırlar. O zaman bu sevgi, bir nevi ölümsüzlük sırrına erer. Böyle bir arkadaşlık zahiri ve dünyevi maksatlardan öteye geçer. Menfaatler çerçevesinde olmadığı ve araya riya girmediğinden halis, canlı ve daimi olur. Çünkü onlar, sevginin eskimeyen boyutunu yakalamışlardır. Birbirlerini adeta göz bebekleri gibi severler. Eşini göz bebeği gibi seven göz bebeğine zarar vermez, incitmez ve yıpratmaz. Görmese bile görmüyor diye çıkarıp atmaz.

Aksi halde sadece dış güzelliğe bina edilen sevgi, gençlik ve güzellik vaktiyle sınırlı kalır. Güzellikler kaybolmaya, gençlik yaşlılığa döndüğü zaman sevgiler serap, mutluluklar harap olur. Eskiyen ayakkabısını çıkarıp fırlattığı gibi eşini de terk edip gider.
 
Logged


Zümrüt gözlü civa daldı karanlığa
Görenlere lanet niteliğinde olan yeşil taşlar
avını gördü,alçaldı ve yere düşemeden onu parçalarına ayırdı

Gölge çığlık attı,insanı andıran ama insanlığa küfür olan sesiyle
Civa aman vermedi,göğsünü deldi,bir fırtına gibi geçti içinden
Baktı gölgeye,bu kaçıncıydı bu gün diye sordu kendine
Omuz silkti,ne farkeder,daha çok işim var dedi ve daldı karanlığa yine..
.
 
Tecrübeli Üye
*

 Üye Grubu : Tecrübeli Üye

Rep Gücü: 2
Rep Puanı: 119



Ruh Halim:
Offline Offline
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 551
Üye No: 7928
Nerden: izmit
Üye Bilgileri: Üyelik Bilgileri
 
« Yanıtla #1 : 09 Haziran 2008, 05:48:54 »

çok güzel bi yazı teşekkürler .vitrine gidiyor şimdiki insanlar iklime değil...
Logged

FARKInda olmalı insan.Bir daMLAcık sudan yartıldığını FARKetmeli.Anne karnına sığarken,dünyaya neden sIĞMADIğı ve en sONUNDA BİR metre karelik YERE nasıl sığmak zorunda KALACAĞINI farketmeli..Henüz bebekken dünya BENİM dercesine avucların sımsıkı kapalı olduğu,ÖLÜRKEN aynı avuCLARIN her ŞEYİ bırakıp gidiyorum işte dercesine apacık olduğunu farketmeli VE ONA GÖRE YAŞAMALI........
 
SECURITY ADMIN
*


Rep Gücü: 32
Rep Puanı: 1237




Ruh Halim:
Offline Offline
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7504
Üye No: 1146
Nerden:
Üye Bilgileri: Üyelik Bilgileri
Mail: E-Posta
METALLICA
 
« Yanıtla #2 : 10 Temmuz 2008, 00:33:12 »

çok güzel bi yazı teşekkürler .vitrine gidiyor şimdiki insanlar iklime değil...
:ç:
« Son Düzenleme: 10 Temmuz 2008, 00:37:39 Gönderen: jamescof » Logged


Zümrüt gözlü civa daldı karanlığa
Görenlere lanet niteliğinde olan yeşil taşlar
avını gördü,alçaldı ve yere düşemeden onu parçalarına ayırdı

Gölge çığlık attı,insanı andıran ama insanlığa küfür olan sesiyle
Civa aman vermedi,göğsünü deldi,bir fırtına gibi geçti içinden
Baktı gölgeye,bu kaçıncıydı bu gün diye sordu kendine
Omuz silkti,ne farkeder,daha çok işim var dedi ve daldı karanlığa yine..
.
 
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: