Mısır Mitolojisi

Mısır mitolojisi ...
Mısır mitolojisi diğer ulusların mitolojilerinden belirgin çizgilerle ayrılmaktadır. Bizim mantık anlayışımızla Mısır mitolojisini anlamak imkansızdır. Burada her şey sembollerle ifade edilmiştir. Mısır mitolojisinin temelinin olaylar değil, olayların arkasına saklanmış felsefi düşünceler oluşturmaktadır.
Eski Mısırlılar büyüye ve büyücülere çok inanırlardı. Bazen büyücüleri tanrılarla bir tuttukları da oluyordu. Büyüler onlara göre son derece doğal olaylardı. Mitolojide de büyüler kendi yerlerini almıştı. Mısır Mitolojisi'nde geçen öyküye göre, babası Güneş tanrısı Osiris'i öldüren Seth'den öç almak isteyen Horus'un gözü, kavga sırasında aynı zamanda amcası olan karanlıklar ve kötülükler tanrısı Seth tarafından parçalanır. Bilimlerin ve tıbbın kurucusu olan Toth parçaları toplar ve gözü eski haline getirir. Ancak 1/64'lük parçası ek*****r ve bu parça Toth'un büyü ve sihir gücü tarafından tamamlanır. Daha sonra Horus'un bu gözünü simgeleyen hiyeroglif resim, uzak görüşlülüğün, beden dokunulmazlığının ve sonsuz doğurganlığın simgesi olarak, gemi, araba mumya, vazo gibi nazardan korunması gereken gereçlerin üzerine çizilmeye başlanmıştır.
Mısır'da Kral (Firavun), bir Tanrıdır ve ülkenin diğer tanrıları ile arkadaşlık edebilir. Mısır firavunları çoğunlukla zorba, baskıcı, savaşçı ve acımasız kişilerdir. MÖ 14. yüzyılda başa geçmiş olan IV. Amenofis tek bir yaratıcıya inanılması gerektiğini savunmuş ve bu yüzden Amen rahipleri tarafından öldürülmüştür. Mısır'ın ilahi hükümetleri daimi ve değişmez niteliktedir. Bu bağlamda en üstün Mısır tanrısının Güneş Tanrısı Ra olduğu düşünülür. Mısır'ın arkaik dönemine baktığımızda farklı yerlerde farklı tanrıların önem kazanmış oldukları görülmektedir. Heliopolis'de Ra, Memfis'de Ptah , Busiris'de Osiris önemli tanrılar arasındadır. Mısırlılar için ölüm diye bir şey yoktur. Devamlı olarak Osiris'ten (yarı-ölüm) Horus'a (yarı-yaşam) ve sonra tekrar Osiris'e bir geçiş yaşanır. Bu yüzden Mısırlılar öldüklerinde tanrı-krallarını mumyalarlar ve onlara günlük hayatta lazım olacak gıda ve içecek sağlarlar.
İnsanlık tarihi boyunca, her kültürde ve dinsel inançta, göz figürü kötülükleri savan güçlü bir tılsım olarak kabul edilmiştir...
Bu figüre, Musevi, Hıristiyan ve İslam kültürlerinin yanı sıra, Budist ve Hindu toplumlarda da rastlıyoruz. Bu ortak gelenek Anadolu'nun 3000 yıl öncesine dayanan cam sanatında yeni bir kimlik kazanır. Anadolulu bir cam ustası, göz figürünün gücünü ateşin gücüyle birleştirerek yepyeni bir tılsım yaratır: NAZAR BONCUĞU
O zamandan bu yana insanlar, kötülüklerden korumak istedikleri her şeye bu boncuğu iliştire gelmiştir. Yeni doğmuş bebeklerden, bindikleri ata, hatta, evlerinin kapılarına bile...
Bu gelenek Anadolu'da hâlâ yaşamaktadır. Sayıları çok azalmış cam ustalarının geleneksel yöntemlerle, hünerli elleriyle biçimlendirdiği ışıltılı göz boncukları, Anadolu'dan dünyanın dört bucağına yayılmaktadır.
Bu belgeselde, Nazar Boncuğunun ve bu büyük geleneğin son ustalarının renkli öyküleri anlatılmaktadır.
" Gözü biz eskiye doğru araştırdığımızda, bundan beş bin yıl önceki Mısır inançlarına gidiyoruz Osiris'in simgesi,GÖZ !..Alt beyin sistemi gözlerle iletişim kurar.. Yani alt beyinden gelen bir nevrotik enerjinin, güçlü bir nevrotik enerjinin karşı tarafın alt beynini etkilemesidir. ..Ve aşırı nevrotik enerji sirayet edici bir enerji olduğu için, irite edici - rahatsızlık verici bir enerji olduğu için hastalık yapabilir. Nazar Boncuklarında da örneğin mavi renk kullanmışlar. Gözden yayılan nazara,mavi renkli gözü simgeleyen nazar boncuğu kullanarak karşı durma..İkisinde de göz var
Nazarlıkların Tarihi ve Verdiği Güç
Her olayın,her dönemin bir geçmişi vardır bazen insan için
değerli olan objelerin bile tarihi vardır örneğin nazar boncuğu nazarlıkların Fenikeliler döneminden beri olduğu Anadoluda ilkel cam fırınlarında üstün beceri ile biçimlendirilen boncuklara zaman içinde göz deseni eklenmiş ve böylece ilk nazarlıklar oluşmuştur.Yüzyıllar boyunca göz simgeli cam boncuklar Anadolu'da yaşamış çeşitli medeniyetler tarafından nazara karşı koruyucu olarak bilinmiştir ve kullanılmıştır Anadolu kökenli bu nazarlıklar pek çok farklı kültürüdeyayılmıştır.
Nazarlık yapımında en yaygın kullanılan renk mavidir maviden başka, ergitilmiş camın saklı bilgi ve yöntemlerine bağlı olarak beyaz,sarı,kırmızı nadiren yeşilde kullanılmıştır.Görüyoruz ki nazarlık deyip geçmemek gerekir ne dönemlerden geçmiş dükkanlardan alıpta taktığımız aman nazar değmesin dediğimiz boncuklar renkli renkli bazen kolumuzda bilezik bazen duvarlarımızda süs eşyası aslında geçmişten gelen bir gelenek hoş aslında.
Dinsel bir güç olarakta görebiliriz nazarlıkları özellikle de bizimkini; mavi olanı kötülüklerden kem gözden bir güç alıyoruz ondan iinsanoğlunun gelişi bir inançla doğar bu inançlar bir objede olabilir. Ne diyelim mavi takalım nazar değmesin bize.