Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gönderen Konu: Kaderiyye Mezhebi    (Okunma Sayısı 83 defa)
 
ADMINISTRATOR
*


Rep Gücü: 24
Rep Puanı: 764



Ruh Halim:
Offline Offline
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5981
Üye No: 400
Nerden:
Üye Bilgileri: Üyelik Bilgileri
Web Sitesi: WWW
§µ§l{µñĿµĜµм ă§ăĿĕ†ĩмďĕñďĩř!
 
« : 24 Mart 2008, 06:59:23 »

Kader inancını reddeden düşünce ve inanç akımı. Bu adlandırma, akım üyelerinin Allah’ın belirlediği kader yerine (İslamiyete göre) insanin belirlediği bir kadere inanmaları ve fiilleri Allah'a değil insana isnat etmelerinden dolayı yapılmıştır. Tam bir düşünce ve inanç okulu durumuna gelmesini sağlayacak bir sistematiğe sahip olmayan Kaderiyye akımınin görüşleri çeşitli kişilerce temsil edildi ve giderek Mutezile okulunun temel tezleri arasına girerek varlığını sürdürdü.

İslam mezhepler tarihçilerine göre Kaderiyye akımına Emevi halifelerinden Abdülmelik Ibn Mervan döneminde Haccâc tarafından öldürülen Ma'bed ibn Halid el-Cüheni (ö.80/699) öncülük etti. Tabiûn bilginlerinden olan ve Hasan Basri'nin derslerini izleyen el-Cüheni'nin Kader konusundaki düşüncelerinin yaygınlık kazanmasında ünlü Mutezile bilginlerinden Amr b. Ubeyd'in önemli etkisi oldu. Kaderi düşüncelere yön veren etken, ilmi olmaktan çok siyasi niteliklidir. Emevilerin yönetimlerini meşrulaştırmak amacıyla Cebr düşüncesinden yararlanmaya, çalışmalarına karşılık, bu yönetime muhalif kişiler onların anladıkları anlamda bir kadere, dolayısıyla onların yönetimine karşı çıkıyorlardı. Nitekim el-Cüheni'nin öldürülmesine kader konusundaki düşünceleri değil, Abdurrahman b. Es'as'in Emevilere karşı başlattığı isyana katılması neden olmuştu. Mevcut yönetime karşı muhalefet, eylemlerini Allah’ın takdiri ile açıklayan Emevilerin uygulamalarından dolayı sorumlu olduklarını savunan tüm ilk Kaderilerin ortak özelliğidir.

Kaderiyye inançları el-Cüheni'den sonra, Hişam b. Abdülmelik (H.105-123) tarafından önce dili, sonra başı kestirilerek öldürülen Gaylan b. Müslim el-Kipti ed-Dimaski tarafından daha sistemli bir biçimde savunuldu. Bu nedenle Gaylan, Kaderiyye'nin gerçek kurucusu sayılır. Gaylan'ın öldürülmesinden sonra Kaderiyye bağımsız bir akım olarak varlığını sürdüremedi, ancak kadere ilişkin düşünceleri kısmen değiştirilerek Mutezile tarafından savunuldu. Bu nedenle Kaderiyye kimi zaman Mutezile içinde bir kol gibi görülmüş; kimi zaman da Mutezile, Kaderiyye olarak adlandırılmıştır.

Kaderiyye bağımsız bir okul durumuna gelemediği için bir düşünce sisteminden söz edilemez. Ancak bu akım içinde yer alan kişilerin kader ve buna bağlı olarak insanin özgürlük ve iradesi, Allah’ın iradesinin insanin fiilleri üzerindeki etkisi gibi konularda birleştikleri söylenebilir. Buna göre insan özgür ve irade sahibi bir varlıktır. Bu nedenle eylemlerinden sorumludur. Ne Allah’ın irade etmesi ve yaratması anlamında, ne de bilmesi ve takdir etmesi anlamında bir kader vardır. İnsan eylemini bilgisiyle kendisi seçer, sonra iradesi ile seçtiği eyleme yönelir ve yapabilme gücüyle yaratır. Allah bu eylemi önceden belirlemez., iradesinin bu eylemle bir ilgisi, gücünün de ortaya çıkısında bir etkisi yoktur. Allah insanin eylemlerini ancak ortaya çıktıktan sonra bilebilir.


Kader konusu çevresindeki bu ortak inançların dışında Kaderiyye ye bağlanan kimi farklı görüşler de bulunmaktadır. Ne ki bunlar bir akım olarak Kaderiyye ye değil, kaderi inançları benimseyen farklı kişilere ait görüşler durumundadır. Mezhepler tarihine ilişkin eserlerde Kaderiyye'den ayrılan kollara ait görüşler gibi sunulan bu düşünceler de söyle özetlenebilir: Kaderiyye'den bazılarına göre iyi işler (hasenât) ve iyilik (hayr) Allah’tandır, ancak kötü işler (seyyiât) ve günahlar (masiyet) Allah'a isnad edilemez. Mufavvida adıyla anılan bazı Kaderilere göre, insan Allah’ın hiçbir yardımı ve yönlendirmesi (hidâyet) olmaksızın iyi olan her şeyi yapabilme gücüne sahiptir. Allah insana yapabilme gücünü (istitaat) tam ve mükemmel olarak vermiştir. Bu güçle insan inanmak-inkâr etmek, yemek-içmek, oturmak-kalkmak, uyumak-uyanmak gibi istediği her işi yapabilir. Bazı Kaderiler Allah’ın zina çocuğunu yaratmasını veya onu takdir etmesini veya dilemesini veya onu önceden bilmesini inkâr ederler. Bunlar bütün hayatini hırsızlık eden ve haram kılınmış şeyleri yiyen bir insanin bunu Allah’ın rızkı olarak elde ettiğini kabul etmez ve Allah’ın helâl olanın dışında rızk vermeyeceğini savunurlar. Kimi Kaderiler de Allah’ın insanların ecellerini ve rızklarını belirlediğini kabul ederler. Bunlara göre, bir insani öldüren kişi, o insanı ecelinin gelmediği bir vakitte öldürmekle, eceline kavuşmasına engel olmuştur. Bu durumda ölen insanin rızkı, elde edilmemiş bir durumda kalmıştır.

Başta bazı tabiûn bilgini olmak üzere çeşitli İslâm ilimlerinde isim yapmış birçok ünlü bilgin Kaderiyye akımı içinde sayılmıştır. Bir bölümünün sonradan Kaderi düşüncelerden vazgeçtiği söylenilen bu ünlü isimlerden bazıları şöyle sıralanabilir: Benzeyen harfleri birbirinden ayırmak üzere tek ve çift nokta usulünü bulan dil bilgini Nasr b. Asım, Medineli bilgin Ata b. Yesâr, Kur'an'ın hiziplere bölünmesi üzerinde çalışmış Halid b. Midan, başta tarih olmak üzere birçok alanda eserler yazan Vehb b. Münebbih, ilimde Hasan Basri ile karsılaştırılan Mekhûl, tefsir alanında otorite sayıları Katâde, tefsirde Mücâhid'in ravisi olan Ibn Ebi Necih, ünlü tarihçi ibn ishâk, Amr bin Fa'id, Fazl er-Rakasi, Abbad bin Mansur.
Logged

DüshLerimde pusLu ßir intikam biLeklerimde ßayat ßir intahar øySa öLünücek ßirseyh yokmush Sen gidince ya$anacak ßir$ey øLmadığı kadar..
 
ADMINISTRATOR
*


Rep Gücü: 24
Rep Puanı: 764



Ruh Halim:
Offline Offline
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5981
Üye No: 400
Nerden:
Üye Bilgileri: Üyelik Bilgileri
Web Sitesi: WWW
§µ§l{µñĿµĜµм ă§ăĿĕ†ĩмďĕñďĩř!
 
« Yanıtla #1 : 24 Mart 2008, 07:00:49 »

Kader inancini reddeden düsünce ve inanç akimi. Ilk bakista mantik disi görünen bu adlandirma, akim üyelerinin Allah'in belirledigi kader yerine insanin belirledigi bir kadere inanmalari ve fiilleri Allah'a degil insana isnad etmelerinden dolayi yapilmistir. Tam bir düsünce ve inanç okulu durumuna gelmesini saglayacak bir sistematige sahip olmayan Kaderiyye akiminin görüsleri çesitli kisilerce temsil edildi ve giderek Mutezile okulunun temel tezleri arasina girerek varligini sürdürdü.Islâm mezhepler tarihçilerine göre Kaderiyye akimina Emevi halîfelerinden Abdülmelik Ibn


Mervan döneminde Haccâc tarafindan öldürülen Ma'bed ibn Halid el-Cüheni (ö.80/699) öncülük etti. Tabiûn bilginlerinden olan ve Hasan Basrî'nin derslerini izleyen el-Cüheni'nin Kader konusundaki düsüncelerinin yayginlik kazanmasinda ünlü Mutezile bilginlerinden Amr b. Ubeyd'in önemli etkisi oldu. Kaderî düsüncelere yön veren etken, ilmî olmaktan çok siyasî niteliklidir. Emevîlerin yönetimlerini mesrulastirmak amaciyla Cebr düsüncesinden yararlanmaya, çalismalarina karsilik, bu yönetime muhalif kisiler onlarin anladiklari anlamda bir kadere, dolayisiyla onlarin yönetimine karsi çikiyorlardi. Nitekim el-Cüheni'nin öldürülmesine kader konusundaki düsünceleri degil, Abdurrahman b. Es'as'in Emevîlere karsi baslattigi isyana katilmasi neden olmustu. Mevcut yönetime karsi muhalefet, eylemlerini Allah'in takdiri ile açiklayan Emevilerin uygulamalarindan dolayi sorumlu olduklarim savunan tüm ilk kaderilerin ortak özelligidir.Kaderiyye inançlari el-Cühenî'den sonra, Hisam b. Abdülmelik (H.105-123) tarafindan önce dili, sonra bas kestirilerek öldürülen Gaylan b. Müslim el-Kiptî ed-Dimaskî tarafindan daha sistemli bir biçimde savunuldu. Bu nedenle Gaylan, Kaderiyye'nin gerçek kurucusu sayilir. Gaylan'in öldürülmesinden sonra Kaderiyye bagimsiz bir akim olarak varligini sürdüremedi, ancak kadere iliskin düsünceleri kismen degistirilerek Mutezile tarafindan savunuldu. Bu nedenle Kaderiyye kimi zaman Mutezile içinde bir kol gibi görülmüs; kimi zaman da Mutezile, Kaderiyye olarak adlandirilmistir.Kaderiyye bagimsiz bir okul durumuna gelemedigi için bir düsünce sisteminden söz edilemez. Ancak bu akim içinde yer alan kisilerin kader ve buna bagli olarak insanin özgürlük ve iradesi, Allah'in iradesinin insanin fiilleri üzerindeki etkisi gibi konularda birlestikleri söylenebilir. Buna göre insan özgür ve irade sahibi bir varliktir. Bu nedenle eylemlerinden sorumludur. Ne Allah'in irade etmesi ve yaratmasi anlaminda, ne de bilmesi ve takdir etmesi anlaminda bir kader vardir. Insan eylemini bilgisiyle kendisi seçer, sonra iradesi ile seçtigi eyleme yönelir ve yapabilme gücüyle yaratir. Allah bu eylemi önceden belirlemez., iradesinin bu eylemle bir ilgisi, gücünün de ortaya çikisinda bir etkisi yoktur. Allah insanin eylemlerini ancak ortaya çiktiktan sonra bilebilir.Kader konusu çevresindeki bu ortak inançlarin disinda Kaderiyyeye baglanan kimi farkli gorüsler de bulunmaktadir. Ne ki bunlar bir akim olarak Kaderiyyeye degil, kaderi inançlari benimseyen farkli kisilere ait görüsler durumundadir. Mezhepler tarihine iliskin eserlerde Kaderiyye'den ayrilan kollara ait görüsler gibi sunulan bu düsünceler de söyle
özetlenebilir: Kaderiyye'den bazilarina göre iyi isler (hasenât) ve iyilik (hayr) Allah'tandir, ancak kötü isler (seyyiât) ve günahlar (masiyet) Allah'a isnad edilemez. Mufavvida adiyla anilan bazi kaderilere göre, insan Allah'in hiçbir yardimi ve yönlendirmesi (hidâyet) olmaksizin iyi olan herseyi yapabilme gücüne sahiptir. Allah insana yapabilme gücünü (istitaat) tam ve mükemmel olarak vermistir. Bu güçle insan inanmak-inkâr etmek, yemek-içmek, oturmak-kalkmak, uyumak-uyanmak gibi istedigi her isi yapabilir. Bazi kaderiler Allah'in zina çocugunu yaratmasini veya onu takdir etmesini veya dilemesini veya onu önceden bilmesini inkâr ederler. Bunlar bütün hayatini hirsizlik eden ve haram kilinmis seyleri yiyen bir insanin bunu Allah'in rizki olarak elde ettigini kabul etmez ve Allah'in helâl olanin disinda rizik vermeyecegini savunurlar. Kimi kaderîler de Allah'in insanlarin ecellerini ve rizklarini belirledigini kabul ederler. Bunlara göre, bir insani öldüren kisi, o insani ecelinin gelmedigi bir vakitte öldürmekle, eceline kavusmasina engel olmustur. Bu durumda ölen insanin rizki, elde edilmemis bir durumda kalmistir.Basta bazi tabiûn bilgini olmak üzere çesitli Islâm ilimlerinde isim yapmis birçok ünlü bilgin Kaderiyye akimi içinde sayilmistir. Bir bölümünün sonradan kaderî düsüncelerden vazgeçtigi söylenilen bu ünlü isimlerden bazilari söyle siralanabilir: Benzeyen harfleri birbirinden ayirmak üzere tek ve çift nokta usulünü bulan dil bilgini Nasr b. Asim, Kur'an üzerindeki çalismalari ile taninan Medineli bilgin Ata b. Yesâr, Kur'an'in hiziblere bölünmesi üzerinde çalismis Halid b. Midan, basta tarih olmak üzere birçok alanda eserler yazan Vehb b. Münebbih, ilimde Hasan Basri ile karsilastirilan Mekhûl, tefsir alaninda otorite sayilari Katâde, tefsirde Mücâhid'in ravisi olan Ibn Ebi Necih, ünlü tarihçi ibn ishâk, Amr bin Fa'id, Fazl er-Rakasi, Abbad bin Mansur.Ahmed ÖZALP
Logged

DüshLerimde pusLu ßir intikam biLeklerimde ßayat ßir intahar øySa öLünücek ßirseyh yokmush Sen gidince ya$anacak ßir$ey øLmadığı kadar..
 
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: