|
|
 |
« : 16 Nisan 2008, 12:08:56 » |
|
Hazret-i Ömer-ül Faruk Ömer, Resulullaha ikinci halifedir Dokuzuncu göbekten onun nesebindendir
Müslüman olunca o, gizlenip kalamadı Kâbe’ye gitmek için yerinde duramadı
Müslümanlar kırk kişi olmuştu onun ile Hazret-i Ömer önde, geldiler hep Kâbe’ye
İleriye atıldı, o heybetli kahraman Müşriklere yaklaşıp şöyle okudu meydan
(Hey, beni bilen bilir, bilmeyen varsa bilsin Hattâboğlu Ömer’im, çıldıran beri gelsin
Varsa karısını dul bırakmayı isteyen Çocuğunu da yetim, durmadan gelsin hemen!)
Dayısı Ebu Cehil, orada donup kaldı Toplanan kalabalık şaşkınlıkla dağıldı
Heybeti müşriklere korku dehşet saçardı Şeytan yolda rastlasa ondan hemen kaçardı
Hicretler gizli iken onun ki açık oldu Onu gören düşmanın kalbine korku doldu
Açıktı basireti, hakkı iyi bilirdi İctihadı Kur’ana hep muvafık gelirdi
Alçak gönüllü idi, pek çoktu adaleti İnsanlara acırdı, pek çoktu merhameti
Özü sözü doğruydu, bu yüzden Faruk dendi Edildi büyük ihsan, Cennetle müjdelendi
Şeref üstüne şeref, nimete kondu Ömer Sultanlar sultanına olmuştu kayınpeder
Hazret-i Ali’nin de, olmuş idi damadı İslam’a hizmet için usanıp yorulmadı
Ömerle Cenab-ı Hak, ziynet verdi İslam’a Onun kılıcı ile din yayıldı cihana
O, İslam’ın sesini her tarafa duyurdu Onun için Resul-ü ekrem şöyle buyurdu:
(Benden sonra peygamber gelmiş olsaydı eğer Hattabın oğlu Ömer, olur idi Peygamber.)
Hak nuruyla bakardı, keskindi firaseti Çoktu güzel hasleti, sayılmaz fazileti
|