|
|
 |
« : 13 Temmuz 2008, 20:44:37 » |
|
Günahta Israrı Terkettirip Tevbeye Yönelten Şey Dedim ki ; “Kişiyi tevbeye ve günahta ısrardan alıkoymaya sevkeden şey nedir?” Dedi ki, “Kalbin ısrarına mani olan, hasta ve günahlardan alıkoyan şey havf ve recadır. Çünkü Allah, kalbin meylettiği ve nefsin arzuladığı şeylerden nehyletmiş. Ancak bu nehyedilmiş şeyler insan fıtratına uygun, hoşa giden ve yapıldığında zevk veren hususlardır. Hz peygamber de “Cehennem nefsin hoşuna giden şeylerle kuşatılmıştır” buyurulmuştur.” Yapanı cehenneme götüren Ameller, nefsin arzuladığı amellerdir,” şeklinde haberlerde bize ulaşmıştır. İbn Mes’ ud bu hadis-i şerifin izahında, “Kim perdeyi kaldırırsa arkasındaki şeyle yüz yüze gelir. Yani , nefsin istediklerini yerine getiren, cehenneme düşer. Kim, kendisiyle cehennem arasına perde ve engel olan şeyleri yapmazsa cehenneme girmez. Cehennemin perdesini kaldırmayan , Allah’ ın rahmetiyle cennete girer.Nitekim O da şöyle buyuruyor: “Rabb’inin makamına varmaktan korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştırana gelince, şüphesiz onların barınağı ancak cennettir” (Naziat, 79/40-41) Hz. Peygamber ‘in şu hadisi de bu manadadır. “ Allah cehennemi yarattiktan sonra Hz.Cebrail bakıp döndükten sonra, “Senin azametine yemin ederim, cehennemin bu durumunu duyup oraya girecek hiç kimse olmaz!”dedi. Sonra nefsin hoşuna giden şeylerle kuşattı ve Hz. Cebrail’e “Git bak !”dedi.Dönüşte Hz.Cebrail ‘İzzetine yemin ederim korkarım ki Bu haliyle cehenneme girmeyecek hiç kimse kalmaz “ dedi.Sonra Allah Cennetini yarattı.Hz. Cebrail’i bakması için gönderdi.Hz.Cebrail “Cenneti duyan herkes oraya girmek ister.”diye yemin etti.Allah onu hoşa gitmeyecek şeylerle kuşattıktan sonra tekrar Hz.Cebrail’e “Git bak!” dedi.Hz.Cebrail, “izzet ve celaline yemin ederimki,oraya hiç kimse giremez diye korkuyorum” şeklinde cevap verdi.” Öyle ise nefsin hoşuna giden,kalbinin meylettiği,Allah’ın hoşlanmadığı şeyleri terk ederse,kendisiyle cehennem arasına bir perde girmiş ve cennete girerken Allah’ın himayesini kazanmış olur.Allah’ın yapılmasını emrettiği amellerin büyük bir kısmı kalbi bıktırır,organları yorar ve ona ağır gelir,bu konuda Allah şöyle buyuruyor: Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür.Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür.”allah “ın hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden dehoşlanmamış olabilirsiniz Hz.peygamber de “Cennet nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle kuşatılmıştır” buyuruyor. Cenneti kuşatan şeylerin nefsin hoşuna gitmeyen fiiller olduğunu haber verdikten sonra kim. Allah’ ın emrini yerine getirinceye kadar, nefsini, hoşa gitmeyen bu işleri yapmaya zorlarsa, cennete girer müjdesini veriyor. Abdllah b. mes ud, “Kım perdeyi aralarsa, gerisinde bulunanı elde eder. Yani kim, Allah yolunda zorluklara katlanırsa cennete girer” demiştir. Kerim ve Alim olan Allah, varlıkları ve onlara en yararlı olan şeyleri bilir. Kulunu yaratmadan önce, yaradılışına uyan hususları sevecek , uymayanları ise sevmeyecek bir tabiatda yaratması ve bu zıt hususların da kul tarafından bilinmesi durumunda ,şehevi duygularının harekete geçeceğini ve nefsinin mücadele edeceğini de bilir.özellikle ömrünü ,şehevi duyguların tatmini için harcayan kimse ,acı veren ağır bir ceza konulup onunla tehdid edilmeden,bu yaptıklarından vazgeçmez. İyilikleri yapması için de mükafat ve nimetler konulup va’ dedilmelidir ki,onu celbetsin. Allah, insan tabiatını bildiği için , iki durumuda yaratmıştır. Bununla dostlarını yüceltmiştir, düşmalarnı da alçaltmıştır.Allah , zayıf ve cahil olan kulun gözünden azab kaybolduğunda ve bu ikisinin pratikde gösterilmeyip sadece bir bilgi olarak zikredilmesi durumunda , tehdit etme veya verilecek güzel mükafatlarla ümitlendirme olmadan kalbi , şehevi şeyleri terketme ve zor şeyleri yapmada müsamaha göstermeyeceğini de bilir. Bundan ötürü allah kullarını , hem korkutmuş ve tehdit etmiş, hemde vaadlerde bulunarak ümitlendirmiştir ki, havf ve reca sınırını yakalayabilsinler. Bu gerçeği anlayıp o’ndan korkanlar hakkında “Rabb’inin makamına varmaktan korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştırana gelince , şüphesiz onların barınağı cennettir”buyurarak, Rabb’inden korkanların nefsini kötülüklerden alıkoyacağını haber vermektir.Ayrıca “Onlar Rabb’lerinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir.” “Onlar, yalnız başına olduklarında Rabb’lerinden korkarlar.” Buyurarak,gözle görülmezse bile, azaptan korktuklarını bize bildirmektedir. Hem azap ve korku,hem sevap ve ümit,ikiside Allah’tandır.böyle olunca cezaya çarpılmamak ve mükafat almak için boyun eğer ve ona ibadet ederler.iyiliğe rağbet edip kötülükten kaçarak,zillet içinde ona boyun eğerler.dünya ehlide böyledir.kişi korktuğuna boyun eğerki affetsin.bir şeyler umduğunda da boyun eğer ki ümdiğini elde etsin ve sevgisini kazansınş.Allah’ta dostlarını “ğerçekten onlar hayır işlere koşarlar,umarak ve korkarak bize dua ederlerdi ve onlar derin saygı duyarlardı.” Şeklinde anlatır. Hasan, “bu sürekli bir korkudur.”derken, mücahit, “kalpte olan ezekliktir.çünkü görmedikleri sevabı elde etmeyi umunca,kendini,nefsin hoşuna gitmeyecek şeyleri yapmaya zorlar,”manasına geldiğini söyler.Cenap-ı Hakk kitap’ında onları şöyle anlatır: “iman edenler,hiçret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar.” “…artık her kim,Rabbine kavuşmayı umuyorsa,iyi iş yapsın ve Rabbine kavuşmayı umuyorsa bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir.” Ecel,sevap anlamında tefsir edilmiştir. Kullar korkunca,günahtan çekinir ve uzakalaşırlar. “işte bu makamından korkan ve tehditten sakınan kimselere aittir.” “Rabbinin makamına varmaktan korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştırana gelince,şüphesiz onların barınağı ancak cennettir.” “Onlar Rabb lerinden ve kötü hesaptan korkan kimselerdir.
|