Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gönderen Konu: BÜYÜK GÜNAHLAR    (Okunma Sayısı 26 defa)
 
SECURITY ADMIN
*


Rep Gücü: 32
Rep Puanı: 1237




Ruh Halim:
Offline Offline
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7522
Üye No: 1146
Nerden:
Üye Bilgileri: Üyelik Bilgileri
Mail: E-Posta
METALLICA
 
« : 13 Temmuz 2008, 20:45:11 »

 
 


FAİZ (RİBA)
"Riba yiyenler, şeytana çarpmış olanlar nasıl kalkarsa öylece kalkarlar. Bu, onların;-alım-satım tıpkı riba gibidir.- demeleri yüzündendir. Halbuki Allah alım-satımı helal, ribayı haram kılmıştır." (Bakara Suresi, ayet :275)
Riba yani faiz parayı mübadele vasıtası olamaktan çıkarıp servet yığma vasıtası haline getiren gayrı meşru bir müessesedir. Parayı üretime yönelmeyen bir kıymet olarak sayılı ellerde tutar. Faiz başkasının malını, kazancını karşılıksız olarak almaktır. Alın teri, bilek gücüyle elde edilmiş bir malı, hiç bir emek sarfetmeden haksız yoldan kasaya çekip doldurmaktır. Çalışmadan servet sahibi olmaya yorulmadan hazıra konmaya, başkasını köle gibi çalıştırıp onun emeğine konmaya en müsait vasıtadır. Zengini daha çok zengin, fakiri de daha fakir de daha çok fakir eder. Sosyal uçurumları artırır. Üretimle tüketim arasında tam bir demgesizlik doğurur.
İslam dini ribayı haram kılmış, büyük günahlardan saymıştır. Çünkü İslam'ın helal ve haramla ilgili hükümlerinde mutlaka ferdin, ailenin, cemiyetin ve milletin yararı ve zarardan uzak kalmaları esas illet olarak yer alır.
Aristo gibi maddeci bir filozof bile faizle ödünç vermeyi hoş karşılamamış :
-"Para ancak mübadele vasıtası olarak faydalıdır. Eğer para insanları biriktirip de çalıştırmadıkları karları borç vererek servet yığma vasıtası haline getirmeye yöneltirse mutlak surette mahiyet değiştirir ve üretim yapmayan bir kıymet olur." Görülüyor ki Aristo bu görüşüyle faizin iktisadi bünye için dolaylı bir maraz getirdiğini savunmaktadır.
Resulullah Efendimiz (SAV) Veda Haccı Hutbesinde özellikle faiz konusuna temas ederek, onun kesin olarak haram kılndığını müslümanlara duyurmaya çalışmıştır.
-"Her türlü riba (faiz) yasaktır. Sermayeleriniz sizindir, ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız."
-"Allah, riba yoktur.(Riba muamemlesini kökünden kaldırıyor) Abdulmuttalip oğlu Abbas'ın bütün riba işleri ve aldığı riba yasaktır."
İslam ticari işlerimizde ve mevcut sermayeyi kullanmakta maddi ve manevi olmak üzere iki türlü kazanç yolunu göstermiştir.
Birincisi: Bir malı alıp satmada kişinin sarfettiği emek karşılığı olarak -insaf ölçülerinde- maddi kazançtır. İkincisi: Verilen ödünç mal yada paara karşılığında sadece manevi kazançtır. Bu bakımdan Hazreti Peygamber (SAV) Efendimiz maddi karşılıksız ve menfaat gözetilmeden ödünç vermenin sevabının sadakanın sekiz misli olduğunu beyan etmiştir.
Faiz ile ilgili ayetler:
"Ey iman edenler, Allah'dan gerektği gibi korkun; dosdoğru inanmışsanız, faizden (henüz alınmayıp) arta kaln (hesab)dan vazgeçin. Böyle yapmazsanız, bunun Allah'a ve Peygamberine karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer (tefeciliğe, faizciliğe) tevbe ederseniz, sermayeniz sizindir Böylece ne haksızlık yapmış, ne de haksızlığa uğramış olursunuz." (Bakara Suresi, 278-279)

"Allah (haramı helal sayarak faizcilikte ısrar eden) hiçbir aşır inkarcıyı, çok günahkarı sevmez." (Bakara Suresi, 276)

"Yahudilerden taşan bir zulüm onların (insanlardan) bir çoğunu Allah yolundan alıkoymaları, (Tevrat'da) yasaklanmasına rağmen faiz almaları, halkın mallarını haksız yere yemeleri sebebiyledir ki, biz (evvelce) kendileri için helal lıınan temiz ve güzel şeyleri onlara haram kıldık. Onlardan inkar edenlere elem verici azap hazırladık". (Nisa Suresi, 161)

"İnsanların mallarında artış olsun (ve servet sayılı ellerde biriksin) diye verdiğiniz herhangi bir faiz Allah katında artmaz (iktisadi düzeni alt-üst eder) Alalh'ın rızasını diliyerek verdiğiniz zekat ise böyle değildir, (zekat ve sadaka verenler yok mu?) işte onlar sevaplarnı kat kat artıranlardır." (Ruum suresi, 39)

Faiz ile ilgili Hadis-i Şerifler:
Helak edici yedi büyük günahtan sakının:
1- Allah'a eş ortak koşmak
2- Sihir (ve büyücülük) yapmak
3- Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymak
4- Riba (faiz) yemek
5- Savaşta düşmana arka çevirip kaçmak
6- Evli namuslu mümine kadınlara zina isnad etmek
(Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim, Ebu Davud- Nesei Ebu Hüreyre (RA) den)
-"Ribadan kişiye isabet eden bir dirhem (insana getireceği günah ve vebal) allah katında kişinin İslamiyette 33 defa zina etmesinde daha büyüktür. "
-"Dört kimse vardır ki onları cennete sokmamak Allah'a bir haktır. Alkollü içikilere devam edeni, riba(faiz) yiyeni, haksız yere yetim malı yiyeni ve bir de ana babasına karşı geleni…" (Hakim İbrahim bin Huseym'den. Et terğıb ve't Terhib: C. S. 288\Mısır baskı)
"Bir kabile arasında zina ve riba meydana çıkmış olmasın, mutlaka onlar Allah'ın azabını kendilerine helal etmiş olurlar."
"Bağışlanmayan günahlardan sakının. Kim millet ve devlet malına haksız yoldan tecavüz ederse, kıyamet günü aşırdığı şeyle birlikte haşır alanına getirilecek. Kim riba yiyecek olursa, kıyamet günü şeytan çarpmış gibi mecnun oalrak kabrinden kalkacak."
"Ribadan elde edip mal çoğaltan hiç bir kimse yoktu ki sonucu sıkıntı ve darlığa müncer olmasın." (Abdullah bin Mesud'dan rivayet edilmiştir.)
"Altına karşılık altın, gümüşe karşılık gümüş, buğdaya karşılık buğday, arpaya karşılık arpa, tuza karşılık tuz ve hurmaya karşılık hurma aynı ölçü ve miktarda mübadele yapılır. Kim fazlalık yapar ya da artık alırsa, o riba olur."



GIYBET
Bir kimseyi arkasından çekiştirmek; niçin yaratıldığını bilmemek, ömür sermayesini nerede, niçin harcamasını anlamamak, hayatı berbat etmek, ruhu kirletmek, vicdanı karartmaktır. Söylenen her sözün amel defterine geçtiğini, hiç bir amelin kaybolmadığını, unutulmayacağını idrak edememektir. Gıybet, başkasına eziyette bulunmaktan zevk almak, insanların kusurlarını ortaya dökmekten haz duymaktır. Başkasının günahını yüklenmek, kendi hasenetından bir bölümünü ona vermektir. Ölmüş kardeşinin etini yemek kadar iğrenç bir şey olduğunu düşünmemek, bu konudaki ilahi beyana kalbini tıkamaktır.
İslam Dini insanların günlük yaşantısını, tabiattalarından gelen davranışlarını yararlı ve hayırlı biçimde kanalize etmeye çalışır. Hiç bir şeyin gayesiz yaratılmadığını söylerken insanın yüce gayeler, yararlı hikmetler doğrultusunda yaratıldığını noktalar.
"Ey iman edenler! Zannın, çoğundan sakının, çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli hallerini de araştırmayın; bir kısmınız bir kısmınızın gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin). Hangi biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır. Ondan tiksinir ve iğrenirsiniz değil mi? Allah'tan korkun. Şüphesiz ki Allah tevbeleri çokca kabul eden ve çok merhamet edendir." (Hucurat Suresi, ayet 12)
-"Ribanın en kötüsü ve en katmerlisi, müslümanın ırz ve namusuna dil uzatmak, onu yerip çekiştirmektir."
-"Mirac gecesi tırmakları bakırdan ya da tunçdan olan bir kavime rastladım. Yüzlerini ve göğüslerini tırmalayıp yırtıyorlardı. Cebrail'e bunların kimler olduğunu sorduğumda şu cevabı verdi: Bunlar (gıybette bulunup) insan eti yiyenler ve başkasının ırz ve namusuna dil uzatanlardır." 



RÜŞVET
"İnsanların mallarından bir kısmını bile, günah işleyerek ele geçirmek için hakimlere (ve iş başındakilere) yedirerek mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin." (Bakara Suresi, 188)
Rüşvet; din, ahlak, ve kanun adına işlenen kötü bir cürümdür. Halkın mevcut olan otoriteye karşı olan güvenini sarsar. Adalet terazisinin dengesini bozar. Toplumun düzenini sarsar. Dünyaya geliş gayesinin maddi menfaat olduğunu,hayatın ise bir takım hayvani hislerin tatmin edilmesinden ibaret bulunduğunu kabul edenlerin yoludur. Her şeyden önce Yaradan'ın çizmiş olduğu sınırları aşmaması gerektiğini bir türlü havsalasına sığdıramayan gayesiz ve hedefsizlerin yoludur. İnsanı adım adım Allah'u Teala'nın rahmetinden uzaklaştırır. Rahmet melekleriyle irtibatın kesilmesine vesile olur. Mal ve canda bereketsizlik meydana getirir.
İslam Dini rüşveti kesin olarak haram kılmış ve büyük günahlardan saymıştır. İslam'a göre rüşvet; hakkı ibtal etmek, haksız yoldan bir takım menfaatler sağlamaktır.İslam her hak sahibinin hakkının verilmesini emreder. Vazifenin layık ve ehil olmayanlara verilmesini zulüm sayar. Peygamberimiz (SAV) Aleyhisselam halktan hediye alan devlet tahsildarını takbih etmiş ve "Eğer evde otursaydın bu hediyeler sana verilir miydi?"diyerek onu bu yanlış hareketinden dolayı kınamış asla müsamaha göstermemiştir.
Abdullah Bin Amr (RA) rivayet ediyor: "Resulullah (SAV) Efendimiz rüşvet verene de onu alana da lanet etti."
"Rüşvet veren de alan da Cehennemdedir" (Taberani- Bezzar)
"Bari bilginleri, dinde anlayışlı olanları onları günah söylemelerinden ve haram yemelerinden (Rüşvet ve benzeri harama el uzatmamalarından) vazgeçirmeye çalışsalardı ya…Herhalde yapmakta oldukları bu (haksızlık) ne kadar kötü." Maide Suresi, 63)



CİNAYET
" Kim bir canı, bir can karşılığında veya yeryüzünde bir fesat çıkarmaktan dolayı olmayarak öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu kurtarırsa bütün insanları diriltmiş gibi olur." (Maide Suresi, 32.ayet)

Adam öldürmek Allah’u Teala'nın üstün sanatının müstesna örneğini devirip yaşama hakkına son vermektir. Allah ve kul hakkına küstahça bir tecavüzdür. Yeryüzünde fesat çıkarmaya kapı açmak, felaket kasırgasının esmesini kolaylaştırmaktır. Adam öldürmek, dökülen kandan rahmet meleklerinin Allah'a sığınması, şeytanın sevinç naraları atıp zafer şenliği yapmasıdır. Nefsin kabarıp iman ve vicdana hakim gelmesidir. Din kardeşliğini bozup, kin ve nefret havasıyla ortalığı doldurmaktır.
Bu sebepten dolayı başta İslam dini olmak üzere bütün semavi dinler adam öldürmeyi yasaklamış ve bunu büyük günahlardan saymıştır.
İnsanın sahip olduğu her unsurun ayrı bir vazifesi ayrı bir özelliği vardır. Vücudunda yer alan organlar; örneğin kalp, vücuda kan pompalar, mide yenilenleri öğütür vb. İnsanın iç yapısında bulunan akıl, zeka, şuur, iman ve basiret gibi yeteneklerin de farklı vazifeleri vardır. Aklın görevi en iyiyi en doğruyu seçmek hayat kanunlarına en uygun şekilde intibak etme yolarını araştırmaktır. Zekanın vazifesi, sebeple sonuç arasındaki ilgileri bulma, benzeyişleri ve anlayışları sezmektir. Hayal gücünü artırmak muhakeme yeteneğini geliştirmektir. Şuur ile kendi varlığını, aldığı duyguları sezmekte bu yeteneğin görevleri arasındadır. İman ve basiretin vazifesi ise akıl ve hissin yanıldıklarını meydana koymak, ruhun temayülüne yön verip ona gereken manevi gıdaları hazırlamak, kalbi her türlü kir ve pastan, haset ve kinden temizlemektir. Adam öldüren kimsenin dış yapısı maddi varlığı itibariyle organlarda gelişme vardır. Fakat iç yapısında, ruhi varlığında yer alan ve her biri insana has olan yetenekler körpe kalmış gelişme kaydedecek bir terbiye görmemiştir.
Yok yere adam öldüren bir kimsenin iç ve dış yapısını hakiki ilimden sağlam iman ve feyizli bir basiretten mahrum olduğunu görürsünüz. Adam öldürme olaylarını kaldırma, hiç olmazsa azaltmak ve bu sayede insan hayatını güven altına almak için ikinci yol ağır cezai müeyyidelerdir. Buna İslam hukukunda "kısas" denir. Kur'an'ı Kerim'de kısas konusuna geniş yer verilmiş ve "Kısasda sizin için hayat vardır." buyurulmuştur. Çünkü kısas hükmü,ıslah edici ve frenleyici bir müeyyidedir; yaşamakta olan hayat hakkının devamını sağlar. Misliyle ceza göreceğini bilen bir kimse kasten adam öldürmeye kolay kolay cesaret edemez. Kasten adam öldüren kimse hakkında misliyle ceza tatbik edilince maktulün velilerinin intikam hisleri ve arzuları tatmin edilmiş olur ki bu sebeple kan davası başlamaz.
Adam öldürmek ile ilgili ayetler :
"Kısas ve zina gibi şeylerden dolayı meş'ru bir hak olmadıkça Allah'ın haram ettiği cana kıymayın." (En'am Suresi, ayet:151)
"Allah'ın haram kıldığı cana, haklı sebep olmadıkça kıymayın. Kim mazlum olarak öldürülürse biz onun velisine (mirasçısına maktulün hakkını talep hususunda) bir selahiyet vermişizdir. Artık o da katilde ileri gitmesin; çünkü o zaten yardıma mazhar olmuştur." (İsra suresi,ayet 33)
"Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası içinde ebedi kalıcı olmak üzere Cehennemdir. Allah ona gazab etmiştir,ona lanet etmiştir. Ve ona büyük bir azab da hazırlamıştır." (Nisa Suresi,ayet:90)
Konuyla ilgili hadisler:
Kasten öldürülen kimsenin velisi (mirasçısı)üç şeyden birini (isteyip tatbik ettirmekte) serbesttir;
1- Kısas-misliyle ceza,yani katilin öldürülmesini istemek
2- Diyet almak
3- Affetmek.Dördüncü bir şey isteyecek olursa onun ellerini tutun. Kim bu hükümlerin dışına çıkıp haddi aşarsa,onun için Cehennem ateşi vardır ve orada ebedi kalacaktır.
Resulullah (SAV) buyurdu ki:
-" Benden sonra birbirinizin boynunu vurmak suretiyle kafirleşmeyin.Uyanık olun.Hazır olan hazır olmayana tebliğ etsin." (El Metalibu'l Aliyye Li-Hafız ibn Hacer)
Hz.Aişe validemiz diyor ki:
Resulullah (SAV)nin kılıcının kaaime kısmında şu ibare yazılıydı:
"İnsanlardan en çok haddine tecavüz eden, kendisini vurmayanı vuran ve katilden başkasını öldürendir.Ve bir de veliy-i nimetinden başkasına sahip çıkıp (nankörlük) eden kimsedir. İşte kim bunları yapacak olursa, muhakkak o Allah'ı ve Resulünü inkar etmiş olur. Allah onun ne farz ne de nafile ibadetini kabul eder."



KÜFÜR
Küfür hakkı görmemektir.Hakikatı inkar edip gizlemek,batılı hak göstermeğe çalışmaktır. Küfür Allah'ın varlığını inkar edip varlık alemini kör bir tesadüfe bağlamaktır. Nübüvvet güneşini balçıkla sıvamaya çalışmaktır. Kur'an-ı Kerim'i reddetmektir. Kainatta cari olan ilahi kanunları inkar etmektir. Kainatı kudret ve ilmiyle kuşatıp idare edeni unutup maddeye tapmaktır. Cennet ve cehennem kavramlarının uydurma olduğunu söylemektir.
Küfür büyük günahların başında gelir. Çünkü küfür kainatta görünen düzeni yürüten Allahü Tealayı inkar etmektir. Halbuki insanda tapmak, sevmek kadar tabii bir temayüldür. Allah'ın insan nev'ine verdiği akıl nimetini hakikatı arayıp bulmak yerine onu inkarda kullanmak en büyük nankörlük değil midir?
Bunun içindir ki İslam, Allah (C.C.) tarafından Hazreti Muhammed (SAV) 'e gönderilen dini esasların tümünü yada bir kısmını söz veya davranışla inkar etmeyi küfür saymıştır.
Allah'a saygı duymak, diğer bir deyişle Onu bilmek, emirlerine uymak insanoğlunun kaçınılmaz temayülü ve aklının gereğidir. Bu bakımdan
-Hiç bir dış tesir altında kalmadan inkara sapan kimsenin iyi amellerinin tümü boşa gider. Karısı boş düşer. Tevbe edip itikadını yenileyipsağlamlaştıracak olursa önce hac farizasını yerine getirir(Zamanı müsaitse). Daha evvel yapmış olduğu hac hükümsüz sayılır. Nikahını yenilemesi gerekir. Küfre sapmadan önce tuttuğu oruçları, kıldığı namazları kaza etmesi gerekir.
-Küfre sapan kimsenin tövbe edip dönmedikçe kestiği hayvan yenilmez.
-Ölüm tehdidi altında sadece dil ile inkarda bulunacak olunursa insan dinden çıkmış olmaz.
Kur'an-i Kerim'de bu hakikate temas edilerek buyuruluyor ki:
"Kalbi iman üzere yatışkın ve müsterih olduğu halde zorlananlardan başka kim imandan sonra Allah'I tanımaz, bir de göğsünü küfre açarsa işte Allah'ın gazabı onların üzerinedir. Hem onlar için büyük bir azap vardır.
(Nahl Suresi ayet:106)



ZİNA
Zina nefis esaretine düşüp şehvetin kulu olmaktır. Ruhu karartıp vicdanı kirletmektir. Haramı helale tercih etme körlüğüne saplanmaktır. Kutsal sayılan aile yuvasının temeline dinamit koymaktır. Neslin bozulmasına, irsi kusurların çoğalmasına yol açmaktır. Kul hakkına en adi ve çirkin bir şekilde tecavüzde bulunmaktır. Millet ve toplum bünyesinde ahlak dışı hayasızlıkları tezgahlayıp geliştirmektir. Büyük nimetlerden olan beden sağlığını aids, frengi gibi kötü hastalıklarla bozmaktır.
Din, ahlak ve ilim zinanın her bakımdan zararlı olduğuda hem fikirdir.
Zina medeni hukuk yönünden boşanma sebebidir. Bu konu ile ilgili Kur'an-ı Kerim'de bu konu ile ilgili şunlar söylenmektedir:
"Onlar ki Allah ile birlikte başka bir tanrıya tapmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar,zina etmezler. Kim bunlardan birini yaparsa cezaya çarpar. Kıyamet günü de azabı da katmerleşir ve o azabın içinde hor ve hakir ebedi bırakılır." (Furkan Suresi ayet: 68)
"Ey peygamber! Mümin kadınlar -Allah'a hiçbir şeyi eş ortak tutmamaları, zina etmemeleri, evladlarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira düzüp getirmemeleri, herhangi bir iyilik hususunda sana asi olmamaları şartıyla- sana beyatleşmiye geldikleri zaman beyatlerini kabul et. Onlar için Allah'tan mağfiret isteyiver. Çünkü Allah çok yarğılayıcı, çok esirgeyicidir."(Mümtahine Suresi Ayet: 12)
Üç kimse var ki, Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz, onlara tezkiye etmez ve onlara (rahmet nazarıyla) bakmaz. Onlar için elem verici bir azap hazırlanmıştır.
1-Zina eden yaşlı başlı kimse
2-Çok yalancı hükümdar
3-Büyüksenen fakir

İbn Mes'ud diyor ki,Resulullah (SAV) Efendimizden sordum: "Allah katında en büyük günah hangisidir?"
"Allah'a eş ortak koşmantır, halbuki o seni yaratmıştır."
Ondan sonra hangi günah büyüktür diye sordum.
"Seninle beraber yer ve yedirilir endişesiyle kendi çocuğunu öldürmendir."
Ondan sonra hangisi diye sorduğumda;
"Komşunun karısı ile zina etmendir" buyurdu.




ALKOLLÜ MADDELER KULLANMAK
Alkol; akıl ve şuuru zedeleyen bir afetttir. Geçici bir neş'e ve cesaret vermekle beraber kanı zehirleyen, ciğeri çürüten sahte bir enerjidir. Ruhi çöküntüye yol açar. Karakteri alt-üst eden bir dinamittir. İnsanı verdiği sahte cesaret ve enerjiyle cinayetlere kadar sürükleyen bir şeytandır. Aile yuvasını açve sefil bırakan, maddi ve manevi çöküntüye zemin hazırlayan bir tuzaktır.

".Ey iman edenler, içki,kumar (tapmaya mahsus dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın murdar işindendir. Ohalda bunlardan kaçının ki korktuğunuzdan kurtulup,umduğunuza eresiniz." (Maide Suresi, ayet: 90)

Manevi varlığımızın nuraniyetini gideren, sağlığımızı tehdit eden içkinin damlası bile haramdır. Bütün çeşitleriyle men edilmiştir. Bunun günah ve vebali sadece içene yükletilmemiş,ikram eden de, satan da, imal eden de, taşıyan da dağıtımını yapan da aynı hükmün kapsamındadır. Din ahlak ve ilim içkinin zararlı olduğunda birleşmiştir.

"İçki kötülüklerin anasıdır." Mealindeki hadis-i şerif, alkolüm din, ahlak, aile, toplum üzerindeki tahribatını ifade eder.

Alkol bir gıda değildir. Vücutta yanarak kalori verir, fakat bu yanış o kadar ani olur ki, vücut meydana gelen enerjiden faydalanamaz. Kanda alkol 1.5'i geçerse vasıta kullananlar için tehlike başgösterir. İki litre bira kanda %0.5 alkolseviyesi meydana getirir ki 100 gram rakıya eşittir.

Cilt damarlarını genişlemesiyle başlangıçta bir sıcaklık hissi veren alkol, sonraları bu damarların soğuğa karşı büzülmek kaabiliyetini yok eder.

"Sana alkollü içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki; Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için bazı faideler vardır. Günahları ise faidelerinde daha büyüktür. Yine sana hangi şeyi nafaka vereceklerini sorarlar.De ki; İhtiyacından artanını verin. Allah size böylece ayetlerini açıklar." (Bakara Suresi , ayet: 39)

Alkol ile ilgili hadisler:

"Allah alkollü içkiye, onu içene, dağıtana, alıcısına, satıncısına, sıkıp imal edene, kendisine hazırlanana, taşıyana, kendisi için taşıyana lanet etmiştir." -(Ebu Davud)

"Kim zina eder, alkollü içki içerse, insan üzerindeki entariyi baş kısmından çekip çıkardığı gibi Allah ondan imanı öylece alır."

"Sarhoşluk veren bütün içkilerden kaçının." (Camiussağir.)

"Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır." (Ebu Davud-Tirmizi-Ahmet Bin Hanbel-İbn Hibban)

"Her sarhoş eden şey haramdır. Kim dünyada alkollü içki içerse ve ona devam ettiği halde tevbe etmeden ölürse ahirette içki içemeyecektir." (Müslim-Ahmet Bin Hanbel)

 

HIRSIZLIK
Hırsızlık başkasına ait bir malı gizli yoldan haksız olarak almaktır. Çalışmadan, emek sarfetmeden mideyi haram ile doldurmaktır. Saygıdeğer yaratılan insanı bu şerefli mevkiden düşürmektir. Allahtan tertemiz olarak gelen ruhu kul hakkıyla kirletmektir. Başkasının çoluk çocuğunun kanını sinsi yollardan emmektir. Doğru çalışma düşüncesini kesip tembelliğe ve hazıra konmağa gönül kapısı açmaktır. Cemiyeti huzursuz edip ailelerin istirahatini bozmaktır.

Hırsızlık dua ve ibadetlerin kabul olma kapısını kapatmaktır. İnsanlara merhamet ve şefkatla uzanmak için yaratılan eli, yaratıldığı maksadın dışında kullanmaktır. İlahi emanete hürmetsizlik edip onu en kötü bir çukura atıp hedefine ulaştırmamaktır.

Bu ve bunun gibi birçok sebepten ötürü hırsızlık hem dinen hem de kanunen yasaklanmış, bütün dinlerde haram kılınıp büyük günah saylmıştır. İslam hukukunda şartlar gerçekleştiği takdirde hırsızın elinin kesilmesinin gerekli görülmesi, adalet ölçülerini, insaf çerçevesini, merhamet ve şevkat sınırlarını aşan bir ceza kabul edilmiştir. Çünkü Allah-ü Teala yegane hikmet sahibidir. Hırsıza verilen ceza bir takım hikmetlere dayanmaktadır.

a-İslam nazarında her insanın canı, ırzı ve malı korunmuştur. Hayat hakkı muhteremdir. Her türlü haksız tasarruf ve tecavüzden masundur.

b-İslam bu esas ve prensibiyle insan haklarını korumanın en sağlam temelini kurmuş ve böylece koymuş olduğu ağır müeyyidelerle hem ferdin tecavüzünü frenlemeyi, hem de namuslu dürüst insanların huzur ve sükun içinde yaşamasını hedef tutmuştur.

c-Doğuştan ırsi bir kusurla hoyrat saldırgan ve asi olan, hazıra konmayı san'at edinen, ya da sonraları bu huyları kazanan kimseyi ıslah etmenin iki yolu vardır: Dini, milli ve ahlaki değerlere dayalı sağlam bir eğitim, Ağır cezayi hükümler.

İşte İslam, ferdin ıslahı için bu iki yoldan hareket eder. Önce onun kalbiyle, ruhuyla, vicdanıyla vekafasıyla meşgulolur. Bütün bunları en faydalı bir doğrultuda geliştirmeye çalışır. Bu sistemin içinde bulunduğu halde yine de kötü niyet besleyenleri ve bunları fiiliyata çıkaranları cezalandırır.

Ubade Bin Samit'in rivayetine göre, Resulullah (SAV) çevresinde bir grup eshabı olduğu birsırada buyurdu ki:

-"Allah'a hiçbir şeyi eş ortak koşmayacağınız, hırsızlık yapmıyacağınız, zina etmeyeceğiniz,çocuklarınızı öldürmeyeceğiniz, kendi aranızda iftira düzüp buhtanda bulunmayacağınız, aklen ve şer'an uygun olan hususta isyan etmeyeceğiniz üzerine (söz verip)bana bey'at ediniz.

"Sizden kim vermiş olduğu söze, yapmış olduğu bey'ate vefa gösterirse,onun mükafatıAllah'a aittir. Kim de bu (yasaklanan) şeylerden birini yapar da dünyada cezaya çarptırılırsa bu onun için keffaret (günahdan temizleyici bir yol) olur. Kim de bunlardan birini işler de Allah o suçu gizlerse, onun da bu durumu Allah'a aittir. Dilerse bağışlar, dilerse cezalandırır."

Hazret-I Abdullah (R.A) dan yapılan rivayete göre,

"Resullüllah (A.S.) Efendimiz devrin de on dirhem (ya da o kıymette bir malı çalmaktan dolayı) el kesilirdi" (60)
 
   
 
Logged


Zümrüt gözlü civa daldı karanlığa
Görenlere lanet niteliğinde olan yeşil taşlar
avını gördü,alçaldı ve yere düşemeden onu parçalarına ayırdı

Gölge çığlık attı,insanı andıran ama insanlığa küfür olan sesiyle
Civa aman vermedi,göğsünü deldi,bir fırtına gibi geçti içinden
Baktı gölgeye,bu kaçıncıydı bu gün diye sordu kendine
Omuz silkti,ne farkeder,daha çok işim var dedi ve daldı karanlığa yine..
.
 
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: